• 🇹🇷 TRY Türk Lirası
  • 🇪🇺 EUR Euro
  • 🇬🇧 GBP British Pound
  • 🇺🇸 USD US Dollar
+90 533 833 30 20 | Ücretsiz iptal | 7/24 Yol yardımı | Sınırsız kilometre | 2. sürücü ücretsiz
  • 🇹🇷 TRY Türk Lirası
  • 🇪🇺 EUR Euro
  • 🇬🇧 GBP British Pound
  • 🇺🇸 USD US Dollar

Bellapais Manastırı: Sessizliğin Mimarisi

Bellapais, Girne’nin yaklaşık altı kilometre yukarısında, Beşparmak Dağları’nın eteğine kurulmuş küçük bir köy. Köyün ortasında ise adanın en etkileyici Gotik yapısı duruyor: Bellapais Manastırı. Kuzey Kıbrıs’ta görülmesi gereken tek bir yer sayılacak olsa, birçok kişi burayı söyler. Sebebi yapının büyüklüğü değil, çevresindeki sessizlik.

Yapının hikâyesi

Manastır, Lüzinyan döneminde, on üçüncü yüzyılda inşa edilmeye başlanmış ve yüzyıllar içinde kademe kademe genişletilmiş. Bu yüzden tek bir mimari üsluptan söz etmek zor; farklı dönemlerin ekleri yan yana duruyor. Adanın Venedik ve Osmanlı dönemlerinde yapı işlevini yitirmiş, uzun süre bakımsız kalmış, bir bölümü yıkılmış. Bugün ayakta kalan kısımlar bu uzun ihmalin ardından restore edilenler.

İsmin kökeni de bu geçmişi taşıyor. Fransızca Abbaye de la Paix, yani Barış Manastırı ifadesinin zamanla değişerek bugünkü haline geldiği kabul ediliyor.

Manastırın içinde

Girişten sonra ilk karşılaşılan yer avlu. Ortasında servi ve narenciye ağaçları olan bu kare alan, etrafını çeviren kemerli galerilerle birlikte yapının en fotoğraflanan bölümü. Kemerlerin arasından denize doğru bakıldığında Girne kıyı şeridi görünüyor.

Avlunun kuzeyinde yemekhane bulunuyor. Yüksek tavanlı, uzun ve neredeyse tamamen sağlam kalmış bu salon manastırın en iyi korunmuş bölümü. Akustiği güçlü olduğu için yıl içinde burada konserler düzenleniyor. Duvardaki büyük pencerelerden giren ışık, günün saatine göre salonun karakterini tamamen değiştiriyor.

Kilise bölümü avlunun güneyinde ve hâlâ ibadete kapalı olsa da ziyaret edilebiliyor. İçerisi sade, ahşap detayları ve ikonaları görülmeye değer.

Köy ve Tembellik Ağacı

Manastırın hemen dışındaki meydanda büyük bir ağaç var ve yerel olarak Tembellik Ağacı diye anılıyor. Adı, gölgesinde oturanın işe gitmeyi ertelediği yönündeki eski bir şakadan geliyor. Meydan çevresindeki mekânlar manzaraya bakıyor ve gezinin doğal molası burada veriliyor.

Bellapais aynı zamanda yazar Lawrence Durrell’in 1950’lerde bir süre yaşadığı köy. Kıbrıs üzerine yazdığı kitabı bu köyde geçen dönemi anlatıyor ve köy o günden beri edebiyat okurlarının da uğrak yeri. Dar sokaklarda dolaşmak, taş evleri ve avlulardaki begonvilleri görmek manastır ziyareti kadar keyifli.

Köyün üst kısmındaki sokaklardan devam edildiğinde manastırın çatı hizasından denize bakan noktalara çıkılıyor. Buralar tur programlarında yer almıyor ve genellikle boş oluyor. On dakikalık bir tırmanış, aşağıdaki avludan bambaşka bir görüntü sunuyor. Köyde yaşayanların günlük düzeni de burada daha görünür hale geliyor; manastır bir müze gibi değil, hâlâ yerleşik bir köyün ortasında duruyor.

Ne zaman gitmeli

Sabah erken saatler ve akşamüstü en iyi zamanlar. Öğle saatlerinde avlu tamamen güneş alıyor ve tur grupları yoğunlaşıyor. İlkbaharda köy çiçekli, sonbaharda ise hava berrak olduğu için manzara çok daha uzağa açılıyor. Kış aylarında dağ tarafında sis olabiliyor; bu da yapıyı bambaşka gösteriyor.

Manastırı gezerken

Ziyaret süresi kişiye göre değişiyor. Hızlı bir tur kırk dakikada bitiyor, ancak avluda oturup manzarayı seyretmek isteyenler için bir buçuk saat daha gerçekçi. Zemin taş ve bazı bölümlerde basamaklar düzensiz, bu yüzden kaymayan tabanlı ayakkabı öneriliyor.

Yapının içinde gölge alanı sınırlı. Yaz aylarında şapka ve su neredeyse zorunlu. Fotoğraf çekmek serbest ve kemerli galeriler günün her saatinde iyi sonuç veriyor, ancak en yumuşak ışık sabahın ilk ve akşamın son saatlerinde.

  • Köy yolu dar; büyük araçlarla manevra zor olabiliyor.
  • Park yerini köy girişinde bırakıp yürümek en pratik çözüm.
  • Yemekhanede konser varsa ziyaret düzeni değişebiliyor, günü ona göre planlayın.
  • Aynı dağ yolunda St. Hilarion Kalesi de bulunuyor, iki durak tek güne sığıyor.
  • Köyde eğim yüksek; rahat ayakkabı farkı hissettiriyor.

Bellapais’e ulaşım ve sürüş notları

Köye çıkan yol Girne merkezden ayrılıyor ve sürekli tırmanıyor. Mesafe kısa ama yol dar, virajlı ve köy içinde iyice daralıyor. Toplu taşıma bu güzergâhta seyrek çalışıyor, bu yüzden ziyaretçilerin büyük çoğunluğu kiralık araçla geliyor.

Köy içinde park yeri sınırlı. Sokaklara girmek yerine köy girişindeki alanlara bırakıp yürümek hem daha hızlı hem de daha az stresli. Manevra kolaylığı açısından küçük ve otomatik bir araç bu rotada gerçekten avantajlı; kompakt bir model dar sokaklarda belirgin fark yaratıyor.

Bellapais tek başına yarım gün sürüyor. Aynı gün St. Hilarion Kalesi ile birleştirmek yaygın bir plan, çünkü ikisi de aynı dağ yolunun üzerinde. Aracınız varsa dönüşte Girne limanına inip günü orada kapatabilirsiniz. Araç filomuzu inceleyerek tarihlerinize uygun modeli seçebilir, teslimatı Girne merkezde veya Ercan Havalimanı’nda alabilirsiniz.

Scroll to Top